İZLANDA’YA GİTMEDEN ÖNCE BİLMENİZ GEREKENLER

Biz Mart ayında gittiğimiz için (01-05 mart 2017) yorumlarım kış dönemine göre olacaktır baştan söyleyeyim.

Vize

İzlanda bir Schengen ülkesi fakat Türkiye’de temsilciliği olmadığı için vize başvuruları Ankara’daki Danimarka Büyük Elçiliği’ne yapılıyor. Biz Yunanistan’dan aldığımız Schengen vizesi ile Danimarka aktarmalı uçarak sorunsuz bir şekilde girdik ülkeye.

Para Birimi

Para birimleri ISK (İzlanda Kronu). Yanınızda Euro ya da Dolar götürmenizi tavsiye ederim. Türk Lirası bozdurmakla kafayı yemeyin diye:)

Yeme-İçme

Çok pahalı bir ülke olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. Gerçekten de pahalı. E Türk Lirası’nın da nerelerde dolaştığını göz önüne alırsak bizim için ekstra pahalı bir yer. Şöyle  örnek vereyim en ucuz çorba 10-12$ civarında. O da bizdeki gibi yanına bol ekmekle bir tas çorbayla karnımı doyururum diyeceğiniz büyüklükte porsiyonlarda gelmiyor. 3 tane sosisli sandviç ve 1 kolaya 17$falan ödedik ki o da en basit sosislisiydi. Hani menüdeki beykınlı sosislilerden falan yemiş olsak bunun 2 katı oluyordu. İzlanda’nın kendine has bir mutfağı da yok zaten. Hani öyle ‘aman şekerim ne varsa bizim memlekette var. Kurban olsunlar bizim pilav üstü kurumuza’ ayarında bir yorum değil bu. Hakkatten de aklınızın kalacağı bir yemek yok. Farklı olarak yedikleri şeyler balina ve o topraklarda yaşayan Puffin kuşu. Onları da yemeyin zaten yazık hayvanlara, nesilleri tükeniyor diye millet kendini parçalıyor.Harekete dahil olamıyorsan da balina yemeyerek destek ol. Kulak verin. Paranızı cebinizde tutun:)

Biz 4 gece 5 gün kaldık ve resmen hayatımızda gittiğimiz en pahalı ülkede en ekonomik gezimizi yaparak döndük. Peki bunu nasıl yaptık?

Şöyle:

Türkiye’den yanımızda bol bol atıştırmalık götürdük. Çubuk kraker, top kek, tuzlu kraker, kuruyemiş, çikolata gibi paketli gıdalardan depoladık. Biz bir de 4,5 yaşında çocukla gittik. Uzun araba yolculukları da yapacağımızı bildiğimizden topladık nevaleyi memleketten. Gözünü sevdiğim çubuk kraker 25 kuruş ayol!! Bir de ilk gün yolda ve akşam vardığımızda bizi idare edecek taze meyve aldık yanımıza. Asıl bomba ise şu: o kadar memleket gezdik daha önce hiç yapmadığımız bir şey yaptık ve yanımıza konserve yemek aldık. Bildiğin barbunya ve zeytinyağlı taze fasulye taşıdık. Dalga geçme! İlk başta aynı şeyi biz de yaptık. ‘yok artık, o kadar da değil’ dedik ama sonunda yaptık. 2 kutu birinden 2 kutu da diğerinden attık valize. Yeri gelip de onlara ekmek bana bana yerken ve cebimizde en az 100$’ımızı artırmışken nasıl tatlı geldi var ya. Yap aynısını bak anlayacaksın demek istediğimi… Konserve alınca kamp için kullandığımız setten 3’er plastik tabak, bardak, çatal-kaşık da attık valize. 2 tane de termos ekledik yanlarına. Bir de poşet çay, kahve  ve Miroş için sıcak çikolata… Otelden çıkmadan sıcak suyumuzu doldurup yanımıza alıyorduk. Musluk suyu içiliyor. Tadı da nefis. O yüzden doldurun termosları otelden çıkmadan önce. Dışarıda 1 kahve bile içmedik(5$). Zaten de vakit olmadı. Yanımızda çayımızın olması iyiydi. Çektik arabayı paşa gönlümüzün istediği yere. Attık birer poşet çayımızı bardaklara. Tamam.

Otelde kahvaltımız vardı. Büfesi de çok iyiydi.Sabahları büfeden kendimize sandviç hazırladık. Birer de meyve kaptık yanımıza. Öğle yemeklerini de böyle hallettik. Genelde oteller kahvaltıyı ekstra satıyorlar. Mümkünse otelinizi oda-kahvaltı alın. Zaten yollarda olacaksınız ve yol boyunca turistik merkezlerden başka çok alternatif yok. Onlar da turların öğle yemekleri için mola noktaları oluyor. Hem kalabalık hem pahalı. Zaten göreceksiniz yolda yemeğini yanında taşıyan çok adam var İzlanda’da. Aklın yolu bir yani. Utanma:)

Son ve en önemli tüyolardan biri de şu: Kronan diye bir market zincirleri var. İlk akşam vardığımızda sandviç malzemesi almak için durmuştuk. Ekmek, jambon, peynir alıyorum. Bir yandan da hesaplıyorum. Toplamda 20$ falan yapıyor. Sonra kafamı bir çevirdim paketlenmiş bütün piliç çevirme ve 2 litrelik kola ya da su 15$. Promosyon yapmışlar (1 tanesi 2 yetişkin 1 çocuğu doyurdu). Hemen kaptım ve daha otele varamadan arabada açtım 10 parmak daldım tavuğa. Öyle böyle acıkmamıştım. Bekleyemedim. Allahtan polis falan çevirmedi. Yoksa ülke imajına katkım fenaydı. Diğer seçenek de Bonus marketlerden (pembe domuz logolu) alışveriş yapmak. Ev kiraladıysanız hazır yemek alıp mikrodalgada ısıtabilirsiniz. Gayet hesaplı oluyor. Bonus, bizim A101- Bim ayarında bir market.

KILIK-KIYAFET

Kuzey ışıklarını görmeye gidiyorsanız kaçarınız yok o soğuğu iliklerinizde hissedeceksiniz. Gece ışık fotoğrafı peşinde koşarken dişlerimin sızladığını hatırlıyorum. Ne kadar outdoor kıyafetiniz, malzemeniz varsa atın valize. Termal içlik, kayak çorapları, su ve rüzgar geçirmez mont, kar botu ya da su ve soğuk geçirmez botlar mutlaka alınması gerekenler. Normal botlarınızın altına takılabilen bot zincirlerinden de alabilirsiniz. Çok kullanılıyordu bunlar. Benim ve Mira’nın botları kar botuydu ve yeterli oldu. Özgür’ünkiler de iddialı bir markanın çok sağlam botlarından biriydi ama onunkiler bazen kaydı. Öyle yerlere gezemeye gidiyorsunuz ki yerler cam gibi buz. Paten yaparsın o derece. Seyahat boyunca şelalelerin yanına ve hatta bazılarının arkasına geçebiliyorsunuz. Sırılsıklam olup seyahatinizi yarıda kesmek istemiyorsanız montunuzun üstüne panço falan alınız. Beni dinleyiniz. En olmadı battal boy çöp poşeti koyunuz yanınıza. Yapanı gördüm, işe yarıyordu. Fotoğraf makineleriniz için de aynı şey geçerli. Çok iddialı fotoğraflar çekme peşindeyseniz malzemelerinizi soğuktan ve sudan korumak için hazırlıklı olun. Bizim gittiğimiz dönemde hava -6 derece falan olduğu için biz tabi ki şelalenin arkasına falan geçmedik. Pançoları yanımızda taşıdığımızla kaldık. Ama siz ‘Ben çılgınım. Yanımda çocuk mocuk da yok. Macera da zaten benim göbek adım’ diyorsanız dediklerime kulak verin.

ULAŞIM-BENZİN

Kesinlikle araba kiralamanızı tavsiye ediyorum. Böylece alan-otel-alan transfer işinizi de halletmiş olursunuz. Kış döneminde gidiyorsanız bu araba mutlaka ama mutlaka 4×4 olmalı. Bizim orada bulunduğumuz dönemde o yollar kapalıydı ama F Road dedikleri otoban dışı yollar var burada ve bu yollara giriş izni sadece 4×4 araçlara veriliyor. Araç kiralama şirketleri arabaları kategorize ederken bunu da belirtiyorlar zaten (F Road allowed). Biz Toyota Land Cruiser kiraladık. Süper güvenli hareket ettik. Hem Kuzey Işıkları’nı kovalamak için hem de dilediğiniz gibi hareket etmek için elinizin altında araba olması iyi. Kaldığınız geceler boyunca dilediğiniz zaman gidip ışık kovalayabilirsiniz. Arabasız olursanız sadece 1 kere tura katılıp kalırsınız. Zaten de onlara vereceğiniz parayla arabayı kiralarsınız 🙂 Son gecemizde  biz bu 4×4 sayesinde ışıkları görmek için muhteşem bir yere gidebildik. Hem de merkeze yakın! (Ayrıca yazdım neresi olduğunu. Kuzey Işıkları ile ilgili bölümde)

Benzini çoğu istasyonda kendiniz dolduruyorsunuz burada. Pompaların üstünde ingilizce açıklamaları da var. Fakat daha önce denemediyseniz  ilk gittiğiniz gün girin bir istasyona ve size öğretmelerini rica edin. Hani olur da uzun yolda ve gecenin bir saati benzin almanız gerekirse hazırlıklı olun.

Araç kiraladığımız şirket: https://lagooncarrental.is/ 

İZLANDA’DA ARABA KULLANMAK

Kış dönemi buralarda araba kullanmak biraz deneyim istiyor. Yollar zaman zaman 10cm buzla kaplanmış olabiliyor. Işık kovalamak için acayip yerlere girip çıkmanız gerekebiliyor (ne kadar maceraperest olduğunuza da bağlı tabi). Hız yapmanız mümkün değil. Şehir içinde 50km, otobanda 80-90km maksimum hız limitiniz var. (Aslında çok şeritli otoban sadece Reykjavik’in yakın çevresinde var, şehirlerarası yolların büyük kısmı tek şerit gidiş-tek şerit geliş şeklinde, yol çizgileri bile olmayan iptidai yollar).  Cezalar çok yüksek ve beklemediğiniz anda kameralı sistemler ile kontrol ediliyorsunuz. 10.000euro’lara kadar çıkan cezalar var. Kurallara mutlaka uyun.

Arabayı kiralarken standart sigortanın kapsamadığı 2 önemli konuyu döne döne, kafanız alana kadar söylüyorlar size. Birincisi: kum fırtınası. İkincisi:rüzgar. Rüzgardan dolayı arabanın kapısı kırılırsa sigorta bunları karşılamıyor. Diyorlar ki ‘buranın rüzgarı iddialıdır, bilmezsiniz. Rüzgarlı havalarda arabanın kapılarını açarken elinizle destekleyerek açın yoksa kapı bir anda uçup gidebilir’. Biz bunun hafif versiyonunu deneyimledik. Kuvvetlisinin neye benzeyebileceğine dair bir fikrimiz oldu yani. Adamlar haklı o kadar söyleyeyim!

Yol durumlarını mutlaka kontrol edin. İzlanda’da hava bir anda değişebiliyor. Turizm ofisinde (Reykjavik) 2 ayrı bölüm var burada. Birincisi turistik geziler ve atraksiyonlar hakkında bilgi alabileceğiniz masa. İkincisi ise yol ve hava durumu kontrol edip, detay alabileceğiniz görevlinin bulunduğu masa. Hava durumu Kuzey Işıkları için önemli. Bulutsuz günleri ve saatleri kontrol etmeniz gerekecek.

Yola çıkarken yanınızda bulundurmanızı tavsiye ettiklerimiz:

  • Harita, GPS, pusula, arama yapabileceğiniz bir telefon, yiyecek ve içecek.   Biz, GPS olarak, daha önce Güney Amerika’da da sorunsuz kullandığımız  -önceden yüklediğimiz offline İzlanda haritasıyla- maps.me (İOS) aplikasyonunu kullandık.

Acil durumlarda aramanız gereken numara: 112.  112iceland diye bir aplikasyonları da var. Emergency tuşu var aplikasyonun. Buraya tıkladığınızda 112 acil durum merkezine sizin bulunduğunuz yerin koordinatları sms olarak gönderiliyor ve yardım yola çıkıyor.

KUZEY IŞIKLARINI KOVALAMAK

Kuzey Işıkları nam-ı diğer Aurora Borealis sadece Eylül-Mart arasında görülebiliyor. En önemli 2 faktör ise: bulutsuz hava ve mutlak karanlık. Gerisi şans işi. Işıkların görünme olasılıklarını takip edebileceğiniz web siteleri ve aplikasyonlar da var. Bunlar 1-9 arasında numaralandırma yapıyorlar. Bunun da adı: KP index. Biz 4 gece boyunca da görmeyi başardık ve hepsinde de olasılık 3 ya da 3,5 veriyordu. Kullandığımız bir aplikasyon sayesinde olasılığın yüksek olduğu saat dilimlerini de takip edebildik ve gayet iyi işledi. O saatlere göre otelden çıktık. Adı: Aurora. İOS’dan böyle aratırsanız çıkacaktır. Mor kuzey ışıkları üstünde Aurora yazıyor.

Çekim yapabilmek için mutlaka yanınızda tripod götürün. Malzemelerinizi soğuktan ve yağıştan koruyacak ekipmanınız da olsun. Iphone ile çekilmiyor bu ışıklar onu söyleyeyim. Hoş Iphone ile de çekebilenler varmış. Fakat havanın süper kıyak yapması falan gerekiyor sanırım. O da yılda kaç defa ya da kaç yılda bir tekrarlanır bilmiyorum. O gördüğünüz havalı ışık fotoğrafları hep iyi makinelerle çekilmiş fotoğraflar.

Reykjavik’te nerelere gidebilirsiniz Aurora Borealis görmek için. Saatlerce yol yapamam ben ışık kovalamak için diyen, sıcak sevenlere özel. Bu mekanların hepsinde arabanızın içinde sıcak sıcak oturarak seyredebilirsiniz:)

  • Herkesin ilk söylediği mekan: Grotta. Merkeze arabayla 5 dk mesafede. Deniz fenerinin olduğu burun. 2 defa burada gördük biz ışıkları.
  • Perlan(Öskjuhlid). Burasını bize turist ofisten önerdiler. Gittik fakat etrafı çok aydınlık olduğu için hiç bir şey görünmüyordu.Dönemle ilgili de olabilir. Merkezden arabayla 8 dk mesafede.
  • Reynisvatn: Asıl bomba bu. Altınızda 4×4 bir araba varsa burayı deneyin. Bunu eski bir turist ofis çalışanının web sitesinden buldum. Şehirden arabayla 15-20dk’lık bir mesafede. Göl kenarında küçük bir mahalle. Koordinatları da şöyle:64.125897,-21.731609  Buraya gidiyorsunuz. Bakıyorsunuz ki siteler falan var etrafınızda. Biz bu koordinatları girmedik. Reynisvatn otobüs durağını seçtik. Sitelerin oralar fazla aydınlık göründü. Verdik sırtımızı o otobüs durağına ve geldiğimiz yoldan geri doğru giderken sağdaki ilk yola daldık. Tepeye doğru. Yol biraz sakattı. Çok karlıydı. 1m’ye varan kar yığınları vardı sağda solda ve yolun büyün bir kısmı tek aracın geçebileceği gibiydi. Altımızdaki arabaya güvendiğimiz için bastık devam ettik. Yer yer genişliyor yol. 15 dakika falan o yolda kaya kaya devam ettik. Yol sonunda kapkaranlık ama soldan otoyola bağlanan bir tepeye geldik. Hiç şehir ışığı falan yok. En güzel fotoğraflarımızı da burada çektik. Tekrar uyarıyorum. Buraya gitmek için arabasınızın donanımlı olması ve karda araba kullanma deneyiminizin olması şart! Benden gaze gelip de gidip takla makla atmayın oralarda…

Son olarak hava durumunun kötülüğü ya da olasılığın düşün görünmesi sakın ha sizi vazgeçirmesin. Bulutları takip edin ve KP index 1 bile görünse çıkın. Hava bir anda değişebiliyor. Olasılık bir anda artabiliyor. Bulutsuz bir hava ve mutlak karanlık yakaladığınız her yerde, her zaman görebilme ihtimaliniz var.

BLUE LAGOON

İzlanda ile ilgili araştırma yapmaya başladıysanız Blue Lagoon’un aşırı meşhur bir destinasyon olduğunu anlamışsınızdır. Jeotermal spa merkezi. Renginden dolayı pek meşhur olmuş. Fakat İzlanda’da dağ taş jeotermal havuzla dolu. İlla buraya gidecekseniz mutlaka ama mutlaka uçak biletlerinizi aldığınız gibi rezervasyonunuzu yapın. Hatta ilk gün gider gitmez alandan otele gitmeden uğrayın ki zaman kazanın. Biz biletlerimizi çok son dakika aldığımız için rezervasyon falan yapmadık. Bir de hayalimiz daha doğal bir ortamda sıcak sulara dalmaktı. Fakat yine de dünya gözüyle bir görmek için alandan otele geçmeden uğradık. Fotoğraf çekmek için içeri, havuzun dibine kadar girebiliyorsun. Cıbıl cıbıl milleti arkamıza fon yapıp koca gocuklarımızla poz verdik. Oldu işte Blue Lagoon fotoğrafları. Burada yiyecek-içeçecek çok ama çok pahalı. Bir çorba 30$ diyeyim gerisini siz hesaplayın.

Adresi: http://www.bluelagoon.com/

Bunlar, bizim kendi deneyimlerimize göre hazırladığımız ve gitmeden önce okusanız işinize yarar bilgileri içinden çekip çıkaracağınızı düşündüğümüz notlar. Bu yazıyı okuyor ve İzlanda’ya özellikle ışık kovalamaya gidiyorsanız: Işığınız bol olsun….

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s